Soner Gogua: Vladislav Ardzınba’nın anısı her zaman bizlerle...

Yaşamım boyunca unutamadığım bir çok anım oldu. Türkiye’de bulunduğum sıralarda büyüklerimizin anlattıklarından haberdar olmuştuk anavatanımızdan... Dedelerimizin ninelerimizin zorla sürüldükleri bir can vatanımızın olduğunu ancak bu şekilde öğrenebilmiştik... Sahip olduğumuz tarih bilinci de işte bu anlatımlar sayesinde oluştu. Bizler okula başladığımızda türkçe eğitim görmeye başlamıştık, o dönemler Abhazya ile böylesi yoğun bir ilişki de sözkonusu değildi. Ancak herşeye rağmen anavatanıma gelmek ve yaşamımı burada sürdürmek bana nasip oldu...

Kurucu Cumhurbaşkanımız Vladislav Ardzınba’nın devletimizin yeniden kuruluşundaki paha biçilmez katkıları elbett saymakla bitmez. Ne yazık ki bizler onun değerini kaybettikten sonra çok daha iyi anlamış durumdayız. Abhazya’nın bu günkü iç ve dış politikalarına şöyle bir bakmak bile, onun savaş sonrası zorlu dönemlerde yürüttüğü politikaların ne denli güç ve hassas olduğunu apaçık ortaya koyuyor. Vladislav Ardzınba, her şeye rağmen bir yol bulunarak,  dostluk ve işbirliği imkanları da sonuna kadar zorlayarak bu günlere ulaşan ülkemizin tarihine; devlet adamlığı ve bilgeliği ile sonsuza dek mührünü vurmuş bir liderdir.

Vladislav Ardzınba eşsiz bir önderdi, o insanlarını sevgiyle kucaklar, seviçleriyle mutlanır, kederleriyle üzülür, herkese ailelerinin bir ferdi kadar yakın olurdu. Ben bunu, onun en güzel özelliği olarak kabul ediyorum. Biz Abhazların örfü, adeti, kültürü, bilgeliği başka toplumlara asla benzemez, kendine has özellikleri içerisinde barındırır. Vladislav Ardzınba bütün bu özelliklere ziyadesiyle vakıf olduğu için her zaman bizler için en doğru yol gösterici idi. O, diyaspora ve geriye dönüşle ilgili konulara da her zaman öncelik tanırdı, işte bu yüzdendir ki savaşın devam ettiği bir süreçte bile Nugzar Aşuba başkanlığında Geriye Dönüş Devlet Komitesi’ni kurarak daha o zamandan soydaşlarımızın anavatanlarına dönüş sürecini başlatmıştı. Düşünün; devam eden bir savaş vardı ve halkımız olmak veya olmamak sınırındaydı. O ise omuzlarında onca yük ve onca sorumluluk varken bile yarınları düşünerek onunla ilgili adımlar atmayı ihmal etmeyecek düzeyde öngörüsü yüksek  bilge bir kişiliğe sahipti. Onun ulusuna ve özellikle de diyasporadaki soydaşlarına olan sevgisi ise kelimelerle anlatılamayacak düzeydeydi. Bu yüzden diyasporadaki kardeşlerimizin kalplerinde de ebedi bir yer edindi. Türkiye ile Abhazya arasındaki demir perdeler ortadan kalkmaya başladığında diyasporadaki kardeşlerimiz de buradakiler de biribirileri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya başladılardı. Ancak bilinenler ve ilişkiler yine de oldukça sınırlıydı. Buna rağmenTürkiye’yi ilk ziyaretinde soydaşlarına hitaben yaptığı konuşmada “Abhazya hepimizin ortak evidir. Onu bu güne kadar bizler koruyarak getirdik, ancak bundan böyle bayrağı size emanet edeceğiz!” sözleriyle onlara olan sevgisinin ve güveninin ne derece sınırsız olduğunu da açıkça ortaya koymaktaydı. Sadece bu sözlerin bile bizler için ifade ettiği anlam son derece büyüktür.

Evet, o eşsiz bir liderdi, iyi bir Abhazdı, bilge bir kişilikti, kısaca ifade etmek gerekirse büyük şairimiz Bagrat Şinkuba’nın şu dörtlüğü bu durumu en güzel ifade eden cümlelerdir:

“Ulusumun sevgisi yok yere gelmez,

Seçer layık olanı, değmeyeni görmez!”

İçerik dağıtımı beslemesine abone olun.